Gıda ve Su Güvenliği

Dünyadaki nüfus artışı insanoğlunda endişe yaratmıştır. Bunun sonucunda ise insanlar tarafından devamlı nüfus planlaması yapılmaya başlanmıştır. Artan nüfusun kontrol altına alınmaya çalışılması dünyadaki sorunları çözmekten ziyade daha fazla sorun meydana getirmiştir.

Günümüzde temiz su kıtlığının dünyanın her yerinde yaşandığını görmekteyiz. İnsan nüfusunun fazla olmadığı doğal ortamlarda bile suların içinde plastik ve çeşitli kimyasal maddeler ile karşılaşıyoruz. Eğer farkında değilseniz söylemekte fayda var: Gıda fiyatları da tüm dünyada giderek artmaktadır. Gıdada ve suda yaşanan enflasyon ile birlikte bu temel ihtiyaçlarda kıtlık yaşamaya doğru gidiyoruz. Bu küresel bir olaydır. Yakın gelecekte de herkesi etkileyecektir. Çünkü küresel ekonomik krizin büyümesiyle beraber meydana gelen işsizlik, gıda konusunda da sorunlar getirecektir.

COVID-19’un yan etkileri!

Aslında tüm doğal afetler insanın doğa ile dengesizliğinin bir sonucudur. Bundan dolayı da hayatın bizi açlık ile terbiye edecek olması bizleri şaşırtmamalıdır. Biz insanlar olarak cansız, bitkisel ve hayvansal seviyeler ile beraber tek bir ekosistemin içinde yaşıyoruz. Dünyadaki dengeyi sağlayamadığımızda da hayat bizi dengeye sokuyor.

Önümüzdeki günlerde artış gösterecek olan kuraklık, sel, fırtına, deprem, yanardağ patlaması ve tsunami gibi doğal afetlerin etkisi de küresel çapta olacaktır. Bildiğiniz gibi maalesef ülke olarak tarım sektöründe de dışa bağımlı hâle geldik. Aynı sıkıntıyı tüm ülkeler yaşayacaktır.

Dolayısıyla sorunumuz nüfus artışı problemi değildir. Çünkü doğa, insanoğlunu gerekli gördüğü yerde zaten öldürüyor veya durduruyor. Tıpkı salgın ile yaptığı gibi…

Bazı insanlar bunun bir komplo teorisi olduğu düşüncesindeler. Kendimi o seviyeye indirmeyeceğim! İnsan doğasını anlamayan insanların yaptığı klasik hata, başkalarını suçlamak olmuştur. Ama kimse kendisinde kusur görmez. Kişi, her zaman haklı olduğunu sanır.

Yukarıdaki paragrafta da değindiğim gibi insanoğlu tarihinde ilk kez tüm dünyanın birbirine bağlı ve bağımlı olduğu bir döneme girdik. Bunu iyi bir şekilde anlarsak ve toplumsal değişimin öncülüğünü yaparsak ülkeler ve dünya milletleri olarak refah içinde yaşayabiliriz. Bunu yapmadığımızda ise hep birlikte ızdırabın arttığı bir ilerleyiş sürecine gireceğiz. “İnsan her şeye alışır.” derler.

Ama bunun bir sınırı vardır. O sınır, ızdırabın tahammül edilemez hâle geldiği noktadır. Bu ızdırapları çekmemiz ise gereksiz ve anlamsızdır. Toplum olarak birbirimize bakmanın gerekli olduğunu anlamamız gerekir. Bireyler olarak aramızda iyi bir kenetlenme sağlamalıyız. Birlik ve beraberliğin bir gereklilik olduğunu anlamalıyız. Bu anlayışla birlikte herkese fazlasıyla yetecek bir dünyanın ve bolluk içinde yaşayacağımız bir hayatın kapılarını aralayabiliriz. Ancak böyle bir dünya birkaç kişinin açgözlülüğünü doyuramaz. Açgözlülere bir noktadan sonra tüm evren bile yetemez.

Tüm çözümler sadece insan ile insan arasındaki karşılıklı anlayışa, desteğe ve insanların birbirleriyle kurduğu iyi bir bağa bağlıdır. Bu bağın doğru bir şekilde oluşturulması hepimizin öğrenmesi gereken en önemli konudur. Çünkü insan ile insan arasındaki kötü ilişkiler tüm sorunlarımızın tek nedenidir.

SHARE

POST CATEGORY

Marty Meydan

Life has a meaning

Talks on human nature, relationships and the laws of nature

Get notified on news and events

Receive news and updates about events, videos, articles, books and announcements to your email.

© 2026 Marty Meydan. All rights reserved.

This website is operated by Adeah LLC.