Gerçeği Algılamak

Bilimsel olarak biliyoruz ki genlerimiz ve hormonlarımız bize atalarımızdan geliyor. Yani insanların karakterleri, özellikleri atalarından kişiye geçiyor. Peki, atalarımız nereye kadar dayanıyor… İnsanoğlunun ta yaratılışına kadar… Yani içimizde bir hayli birikim var aslında ve bu birikim bu yüzden her nesli bir öncekinden daha zeki yapmaktadır. Elbette daha da egoist de yapmaktadır.

Her birimiz farklıyız hatta ikizlerin bile farklı bir noktaları vardır. Hiçbir varlık tıpa tıp birbirine benzemez. Bu yüzden hiçbirimiz bir başkasının dünyadan aldığı izlenim ve hissin aynısını alamayız ve bu his her zaman farklıdır. Örneğin bugün “çok mutluyum” dediğim zaman karşımdaki kişinin mutluluktan aldığı anlayış benimkinden farklıdır. Hissettiğimiz her şey için bu geçerlidir. Ortak bir dünya görüp algılamamıza rağmen izlenimlerimiz farklıdır. Nasıl yüzlerimiz ve karakterlerimiz farklıysa dünyayı hissedişimiz, algılayışımız da farklıdır.

İnsan bunların kararını vermiyorsa, doğduktan sonra peki ne oluyor? İçinde bulunduğu çevrenin etkisi altına giriyor. Yani birileri beni kendi kafalarına göre bir okula gönderiyor, beni kendi arzularına göre giydiriyor, hatta beni nasıl çağıracaklarına bile bana ad vererek onlar karar veriyor ve kişi kendi seçimi olmayan bir çevrenin etkisi altında atalarından geçen nitelikleriyle gelişiyor ve o toplumun bir ürünü oluyor.

Dünyayı algılayışı da 5 duyusu+atalarından aldığı karakteristik özellikler + toplumun etkisiyle karakteristik özelliklerinin iyi ya da kötü şekil almasıyla dünyayı görüşü, anlaması ve yargılaması olmaktadır.

Şimdi bunu bir önceki makalem “İnsan Doğası” ile bir araya getirin. Eğer insan doğası kendisini sürekli tatmin etmek isteyen ve arzularını gerçekleştirerek yaşayan bir varlıksa o zaman kişinin arzularının seçimi bu egoist doğa içindeyken yukarıda bahsettiğim hayatı algılama koşulu dahilinde olacaktır.

Sanırım jeton düştü. İnsan doğasını ben seçmedim, yani kimse bana “hey seni sürekli arzuları olan ve bunları tatmin etmek için koşuşturan bir varlık olarak yaratacağız, bu konuyla ilgili görüşlerini alabilir miyiz?” diye sormadı!

İkinci koşula gelelim. Eğer kimin çocuğu, hangi ülkenin, toplumun, dinin, kültürün, eğitimin ve hayat tarzının içinde doğup nasıl yetişeceğimizi de biz seçemediysek… Ve bilimsel olarak kanıtlandığı gibi eğer biz toplumun bir ürünüysek… O zaman kişinin hiçbir şekilde özgür seçimi olmadığını görebiliriz.

Yapacağım tüm seçimler beni ne tatmin edecekse o programda olacak + bunlar karakteristik özelliklerimden gelecek ve toplumun bana olan etkisiyle şekillenişime bağlı olacak. Gördüğümüz gibi kişi özgür seçim denilen bir şeyi asla uygulayamaz.

SHARE

POST CATEGORY

Mutlu Meydan

Hayatın Anlamı Var

İnsan doğası, ilişkiler ve doğanın işleyişi üzerine söyleşiler.

Yeni konuşmalardan haberdar olun

Yeni etkinlikler, videolar, yazılar ve kitap duyuruları doğrudan e-postanıza gelsin.

© 2026 Mutlu Meydan. Tüm hakları saklıdır.

Bu site Adeah LLC tarafından işletilmektedir.