İnsan Tüm Dünyayı Yutmadan Nasıl Yaşar?

Bazen bir offf çekince nasıl da rahatlıyor insan… Birkaç arkadaşla konuştukça o kadar hoş şeyler çıkıyor ki ortaya… Bazı arkadaşlar diyor ki:  ”Yahu Mutlu, sevgiymiş mevgiymiş; bunlar çocuklara öğrettiğimiz şeyler. Ne diye şimdi bunlardan bahsediyorsun ki? Biz aştık bunları… Bazıları da dedi ki “Ya el âlem yapıyor da biz mi yapacağız?..”

Anlayacağınız klasik, her zaman topu başkasına atan ve bir şey yapamayan bir kesim vardır toplumda… Bu kişiler de onlardanlar işte… Yani bir şey olamayan kesim… Çünkü bir şey olmak istiyorsanız işi, sizin yapıyor olmanız lazım.

Şimdi sevgi de böyle bir şey… Ya siz bunu yapacaksınız ya da toplumun geniş kitleleri gibi hayatınızdaki eksiklikleri örtmek ve kompanse edebilmek için alkol, uyuşturucu, antidepresan hapları ya da meditasyonlar veya dinler gibi şeylerin içine girip dünyevi eksikliklerinize gözlerinizi kapatarak, onları yokmuş farz edebilirsiniz… Hani küçük çocukların annelerinin eteğinin arkasına koşup, saklanıp, kafayı çıkarıp baktıkları gibi…

Ya da hayatımızı anlamaya yönelebiliriz. Önceki makalelerimde insan doğasını anlattım, neden sevemediğimizi anlattım ve neden mutsuz olduğumuzu da anlattım ve konuları sizlerle tek tek inceledik…

Ama aslında bunların hepsi aynı konudur… Farklı olmaları veya birlerinden bağımsız olmaları mümkün değil ki! Biz insanlar oluşturduğumuz her şeyi, inşa ettiğimiz tüm sistemleri, yaşam koşullarını, kültür, sanat, eğitim, ticaret, spor ve aklınıza ne gelirse her şeyi aramızdaki iş birliğiyle oluşturduk… Evet buna ümitle ve hasretle özlediğimiz o sevgi hissi de dahil…

Yıl 2011 ve dünyaya bakacak olursak inşa ettiğimiz, yaptığımız, oluşturduğumuz aklımıza gelen her şey çökmüş durumda ya da çökmesine az kaldı… Dünyada şu anda yaşanan ekonomik krizin bizleri nereye sürükleyebileceğini daha önce bir makalemde yazmıştım. Buna ek olarak toplumsal ve ailevi sistem de çökmüş durumda. Artık gazetelerde çocuklarını öldürenler, cinnet geçirip eşini öldürenler, tecavüzler, cinayetler, terör, uyuşturucu ve radikal dincilikten tutun; toplumun her katmanından kötü haberler iflas ettiğimizi gösteriyor… Eğitim yeni nesle hitap etmiyor bile, verilen eğitim o kadar çocukların doğasına ters ki; sanki at yarışına hazırlıyoruz… Sonra sağlıklı çocuğu okula gönderip psikopat olarak eve gelişine şaşıyoruz… Spor denilen şey yıllardan beri ticaretti, şimdi ne olduğunu herkes gördü… Yani tüm dünyada, tüm toplumlar genel bir çöküntü içerisinde.

Aha size küreselleşme!

Aha dünyadaki her kesin tüm insanoğlunun ortak içinde bulunduğu durum!

Dünyadaki bazı yöneticiler bu krizi henüz hissetmiyorlar ama insan bildiğiniz gibi çok aciz bir varlık… Adama hayat iki tokat attı mı yan gelip kıvrılır “anam anam!” diye inlemeye başlar… Yalan mı?

Sevgi = Mutluluk

Ama nasıl bir sevgi?

Toplum olarak insanların arasındaki ilişki karşılıklı düşünce ve karşılıklı anlayış olmaz ise, dolayısıyla sevgi de olmaz ise asla ne tatmin olabilirsiniz ne de sürekli ve istikrarlı mutluluğu yakalayabilirsiniz. Neden bu doğamızla mutlu olamadığımızı önceki makalemde anlatmıştım.

Alternatifi tatminsiz gariban bir hayat… Emekli olup ölmeyi beklersiniz artık bir köşede… Belki de öldükten sonra bir yerlere uçup gideceğinize inanarak ya da birkaç hap alarak kendinizi uyutmayı da düşünebilirsiniz… Ama böyle geçen bir ömre, ömür değil işkence denir…

Peki, etrafım bir avuç, sadece kendini tatmin etme programıyla yaşayan ve doğaları böyle olan huysuz egoistlerle dolu ise ben ne yapabilirim ki? Önceki makalemde realiteyi algılayışımızdan bahsetmiştim… İşin aslı olay etrafımdaki insanlarda bitmiyor ki! Etrafımdaki insanlar kuduz eşekler gibi davranıyorsa ben de mi öyle davranmak zorundayım? Dünyada bunu yapmayı düşünmem bile (bırakın eyleme geçmeyi)! Benim, dünyanın akıntısına ayak uydurmama ve anında bir sükûnet yakalayabilmeme yardımcı olur. Hem de hemen…

Yani Allah korusun bir çocuk uçurumdan düşerse… Sen bu kanunu bilmiyordun o yüzden ölmeyeceksin demiyor doğa… İşte aynı şey bizim için de geçerli… Eğer biz dünyanın yani doğanın üzerinde değil ama bir parçası olduğumuzu ve doğanın tepesine çıkıp onu kontrol etmeye çalışacağımıza, ona entegre olduğumuzu ve işleyiş mekanizmasını bir dank ettirebilirsek; o zaman biz de stressiz, sıkıntısız bir hayat yaşayabiliriz…

Sonuç olarak; kendimize iyi bir çevre oluşturmak elimizde ve bunun da ilerleyen krizle birlikte inşa edilmesini zamanla mecburen yapacağız… Yoksa var olmamız mümkün olmayacak.

Hayata yaklaşımınızı, bakış açınızı, düşüncelerinizi değiştirirseniz o zaman dünyayı görüşünüz de değişir.

SHARE

POST CATEGORY

Mutlu Meydan

Hayatın Anlamı Var

İnsan doğası, ilişkiler ve doğanın işleyişi üzerine söyleşiler.

Yeni konuşmalardan haberdar olun

Yeni etkinlikler, videolar, yazılar ve kitap duyuruları doğrudan e-postanıza gelsin.

© 2026 Mutlu Meydan. Tüm hakları saklıdır.

Bu site Adeah LLC tarafından işletilmektedir.